Ataletten Nasıl Kurtuluruz?
Ataletten Nasıl Kurtuluruz?
Ataletten Nasıl Kurtuluruz?
Hayatımızda yaşadığımız hiçbir şey rastgele değil.Bunu kabul etmek zor. Hatta çoğu zaman can acıtıcı.
Çünkü insan şunu sormak istiyor:“Ben buna neden ihtiyaç duyayım?”Ama yaşam dediğimiz şey, ruhun tamamlanma yolculuğu. Yaşadığımız her olay, hoşumuza gitse de gitmese de, bizi bir yere doğru itiyor. Büyümeye, Uyanmaya, Harekete geçmeye.
Atalet tam burada başlıyor.
Atalet tembellik değildir.
Atalet, ruhun durmasıdır.
Bir şeylerin yanlış olduğunu bilip yine de yerinden kıpırdamamak… İçten içe sıkıştığını hissedip aynı hayatı yaşamaya devam etmek… İşte insanı yoran asıl şey budur. Acının kendisi değil; hareket edememektir.
Hayat bize çoğu zaman istemediğimiz sahneleri getirir. Çünkü istemediğimiz şeyler, bizde eksik olan tarafı gösterir. Hoşumuza gitmeyen insanlar, çatışmalar, tekrar eden problemler… Bunların hepsi birer ayna gibidir. Ruhun görmemizi istediği yeri gösterir.
Ve biz o aynaya bakmamayı seçtiğimizde atalet derinleşir.
Durağanlık arttıkça acı büyür. Çünkü ruh hareket ister. Gelişmek ister. Kendi potansiyeline doğru yürümek ister. Ama zihin korkuyla konuşur:
“Ya kaybedersem?”
“Ya yalnız kalırsam?”
“Ya insanlar ne derse?”
Ataletin kökünde çoğu zaman korku vardır. Kaybetme korkusu. Reddedilme korkusu. Güvende kalma arzusu.
Oysa paradoks şudur:
İnsan yerinde kaldıkça daha çok kaybeder.
Çünkü durağanlık dışarıdan güvenli görünür ama içeriden çürütür. Kişi yaşamıyormuş gibi hissetmeye başlar. Her şey var gibidir ama içerde bir boşluk büyür. Bu boşluk ruhun sessiz çığlığıdır.
Birçok insan hayatın değişmesini ister ama kendini değiştirmek istemez. Dualarımız bile çoğu zaman böyledir: Herkes değişsin ama ben aynı kalayım. Oysa dönüşüm içeriden başlar. Dış dünya, iç dünyanın yansımasıdır. İnsan kendini hareket ettirdiğinde kaderin yönü değişmeye başlar.
Ataletten kurtulmak büyük bir devrim değildir. Küçük ama gerçek adımlardır. Kendini dürüstçe görmekle başlar. “Ben nerede duruyorum?” sorusunu sormakla başlar. Korkuyu inkâr etmekle değil, onunla yüzleşmekle başlar.
Hareket eden insan mükemmel olduğu için değil, cesur olduğu için iyileşir.
Hiçbir şey bir gecede değişmez. Ama her adım ruhu besler. İnsan yürüdükçe güçlenir. Güçlendikçe korku küçülür. Korku küçüldükçe hayat genişler.
Ve bir gün geriye dönüp baktığında şunu fark eder:
En büyük hapishane dış dünya değilmiş, kendi durağanlığıymış.
Atalet kırıldığı an yaşam akmaya başlar.
Ve akan hayat her zaman öğretir.

There are no comments